Taner Öztürk'ün sunduğu Agro TV ile Günaydın programının bugünkü canlı yayın konuğu Çanakkale Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği Başkanı Mehmet Özkurnaz oldu.
Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan 1 Ocak itibariyle geçerli olan 17 lira 15 kuruşluk çiğ süt alım fiyatının bazı illerde hâlâ uygulanmadığını, bazı toplayıcıların nakliyeyi gerekçe gösterdiklerini belirten Öztürk, Özkurnaz’a sütteki bu değersizleştirmenin nedenlerini sordu.
“ARACI KURUMLAR HAYVANCILIĞA ZARAR VERİYOR”
Çanakkale’de kooperatif olarak üretici ve sanayiciyi bir araya getirebildiklerini belirten Özkurnaz şunları söyledi:
“Diğer illerimizde süt fiyatları değişiklik gösterebiliyor. Örgütlenme, bir araya gelebilme olabilirse üreticimiz hakkını alabilme şansını bulabiliyor. Üreticiler dağınık bir hareket içinde kalırsa sanayiciler istedikleri gibi bu yöntemi ilerletebiliyorlar. İzmir, Balıkesir, Konya ve Aydın tarafları ile İç Anadolu bölgelerinde müteahhit denilen süt toplayıcıları olduğu müddetçe üreticinin sütten para kazanması mümkün değil. Çünkü arada bir aracı kurum daha olmuş oluyor. Müteahhit bir avans veriyor, parayı ödüyor ancak o avans bir türlü tamamlanamıyor. Böyle bir durumda üreticimiz gerçekten çok zor durumda kalıyor. Ya hayvanlarını elden çıkarmak zorunda kalıyor ya da sütünü 12 liraya, 15 liraya satıyor. Bu fiyatlar da üreticinin kesinlikle ekonomik anlamda kendisini idare edebileceği, bu sistem içerisinde sürdürülebilir hayvancılık yapabileceği rakamlar değil. Buna müteahhitlerin geri çekilmesi gerekir. Bunu yapabilecek en büyük güç de Bakanlıktır. Bakanlık bunu yapabiliyorsa, üreticimizin ürününü istediği gibi rahat bir şekilde, ekonomik olarak güçlü bir şekilde üretime devam edebilir.”
Çanakkale bölgesinde şu anda üreticimiz mutludur muhakkak ama diğer illerde çok mutlu olduğu söylenemez. Kooperatifçiliğin önemini biz burada bizzat yaşıyoruz. Hangi ürün olursa olsun kooperatif aracılığıyla pazarlanan ürünlerin bir güç olduğu ortada. Biz bunları özellikle Türkiye genelinde bir yerde, örneğin Adana, Aksaray, Konya taraflarında, İzmir bölgesinde bazı kooperatiflerimizin sütünü 15-16 liradan satabiliyor. Bu büyük bir fark. Sanayiciler sözleşmelere imza atmıyor, bu rakamı kabul etmiyorlar. Bu sistem böyle devam ederse insanlar hayvancılığı bırakmak zorunda kalır.”
“HAYVANCILIKTA 10 YIL ÖNCESİNDEN GERİYE DÜŞTÜK”
Girdi maliyetlerinin yüksekliği, aracı kurumlar gibi nedenlerden dolayı ülke ve Çanakkale hayvancılığının geri kaldığını belirten Özkurnaz, konuşmasına şöyle devam etti:
“Çanakkale’de bundan 10 yıl önce 80 bin civarında suni tohumlama yapılmış hayvan bulunuyordu. Bugün geldiğimiz noktada 52 bin tane buzağı doğumu olmuş oluyor. Arada büyük bir fark var. 10 yılda geriye gidiş var. Gerek süt üretiminde gerekse üreticimizin bunu. Bu sistemin devam edemeyeceği açık. Bizim yaptığımız çok da kârlı bir iş değil. Üreticimiz bu konuda dertli. Çiftçimizin motivasyonunu bozmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum. Biz de sesimizi yükseltip, şikâyetimizi Bakanlığa ulaştırmaya çalışıyoruz.”
Agro TV programcısı Taner Öztürk’ün “Biliyorsunuz peynir fiyatı, tereyağı fiyatı, paketli süt fiyatı hep yükseliyor. Artmayan bir tek şey var o da çiğ sütün fiyatı. Süt krizi yaşanır mı? Süt piyasasını ne bekliyor sizce?” sorusuna yanıtlayan Özkurnaz “Bu anlayışla giderse nasıl ithal et geliyorsa, ithal süt, süt tozu gelmesine kadar gider. Müteahhitlik sistemi kaldırılmazsa hayvancılık gelişmez. Üretici bir kez hayvancılığı bıraktığında, geri dönme şansı yok. Artık aileler kırsalda yaşamak yerine büyük şehirde yaşamanın hesabını yapıyor. Ekilen ürünlerimizden de pek çok çiftçimizin para kazanamadığı, girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğu bir süreçte tarlasına ektiği ürünün karşılığını alamayan üretici, tarımdan da soğuyacaktır.” dedi.
Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununun giderek büyümesi konusunu gündeme getiren Öztürk, Çanakkale Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği Başkanı Mehmet Özkurnaz’a konu ile ilgili düşüncelerini sordu.
Küresel ısınmaya bağlı olarak hava ve deniz suyu sıcaklıklarının artmasının Marmara Denizi’ndeki müsilajın artmasında büyük payı olduğunu belirten Özkurnaz “Marmara Denizi’nde müsilaj yoğunluğu kendini hissettiriyor. Ağ atan balıkçılarımız müsilajın ağırlığı yüzünden zorluk yaşıyor. Denizin kirliliğinin müsilajı arttırdığı ortada. Gelecekte daha büyük tehlikeler de ortaya çıkacaktır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi de bu konularda epey bir çalışma yapıyor ancak hangi aşamada olduklarını ilerleyen günlerde göreceğiz.” diye konuştu.
Agro TV programcısı Taner Öztürk yayında son olarak Özkurnaz’a “2025 yılı Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan edildi. Kooperatifler tarım için neden önemli? Türkiye’deki kooperatifleşme sizce doğru mu? Artıları neler, eksileri neler?” sorusunu yöneltti.
Özkurnaz şunları söyledi: “Kooperatiflerimizde, gerçek anlamda bir kooperatifçilik anlayışı yok. Biz kendimizi Çanakkale bölgesinde güçlü hissediyoruz. Doğru yaptığımızı sanıyoruz. Bizlerin de eleştirilecek tarafları elbette vardır. Bizi kimse eleştiremez gibi bir düşünce içerisinde değiliz. Realist olmak zorundayız. Türkiye genelindeki kooperatifçilik anlayışına baktığımızda her ilde farklı kooperatifçilik yöntemlerinin ortaya çıktığı anlaşılıyor. Bakanlığımız yakın zamanda tedbirler alıyor. Ancak aldıkları tedbirleri üreticimizi tehdit eder vaziyette alıyorlar farkında olmadan. Örneğin, bir açıklama geliyor diyor ki; hayvanlarınızı sigortalamazsanız süt desteği alamazsınız! Bu bir tehdittir. Öyle değerlendiriyoruz. Veya şu çalışma evrakını, toplama-depolama eğitimi almazsanız, destekleme alamazsınız deniliyor. İnsanlar hep bir baskı altında hissediyor kendini. Bazı vatandaş da kardeşim ben senin desteğini de istemiyorum diyor, çıkıyor işin içinden. Buna ne cevap vereceğiz? Bunun cevabı yok. 50 kuruş ya da 1 lira destek vereceğim diye her şeyi tehditkâr bir üslupla ortaya koyarsanız, insanlar bir yere kadar dayanır, destekleme falan istemiyorum der, alır sütünü satar. Bunlar olmazsa kooperatifçilikte başarısız oluruz denilebilir. Toplumu baskı altına almak hoş değil. Bunları Bakanlık’ta da anlatılıyorum ilgili bireylere. Çalışıp, emek sarf eden üreticimizi tehdit ederek değil, ikna ederek ve bilgilendirerek yönlendirebilmeliyiz. Daha cana yakın, özendirici, cazip bir üslup kullanılmalı.”
(HADİYE AYŞE İRİM)